Yabancılar İçin Türkçe Eğitimi (TÖMER)

Ülkemizde yabancılara Türkçe dersi ifadesi genellikle Türk olmayan kitle için geçerli olsa da son zamanlarda Türk cumhuriyetlerinden gelen, Türk lehçesini konuşan ama buna rağmen alfabe farklılığından ötürü birtakım problemler yaşayan soydaşlarımız için de kullanılıyor. Şunu kabul etmek gerekir ki Azerbaycan Türkçesi ve Gagavuz Türkçesi, Türkiye Türkçesi ile benzerlik taşımaktadır pek çok bakımdan. Ama diğer şive ve lehçeler için en yazık ki aynı şeyi söyleyemeyiz. Özellikle alfabe farklılığı problemin ana kaynağıdır. Son zamanlarda Kazakistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin girişimleri ile ortak alfabe girişimleri söz konusu olsa da bunlar kağıt üstünde kalmıştır. Makalemizin bu kısmında Orta Asya kökenli öğrencilerin Türkiye Türkçesi öğrenirken yaşadığı problemler ve bunların çözümünü ele alacağız.

Soydaşlarımıza Türkiye Türkçesi  Eğitimi

tömer kursu

Evvela şunu söylemek gerekir. Yabancılara Türkçe dersi vermek ne demektir? Bir Özbek’ e Türkiye Türkçesi öğretmeye çalışırken izlediğimiz yolu bir Fransız’a ya da bir Polonyalıyla aynı mı olacak? Türkçenin günümüzdeki yayılım alanı onun ne kadar büyük bir dil olduğunun ispatıdır. Batılıların iddia ettiği gibi birçok Türk dili yoktur. Aslında tek bir Türk dili vardır, ama onun pek çok kolu vardır. Bu kol dediğimiz şive ve lehçelerdir. Bu lehçeleri konuşan soydaşlarımıza, Türkiye Türkçesini öğretirken karşılaştığımız en büyük  problem alfabe problemidir. İletişimin zorluğu buradan kaynaklanmaktadır. Zamanında Sovyet Rusya’nın büyük bir öngörüyle izlediği yol ne yazık ki Tür milletlerini zor duruma sokmuştur. Bunları bir kenara bırakalım ve konumuza dönelim. Söz konusu problemin giderilmesi için siyasi kaygılardan uzak biçimde toplumsal ilişkilerin geliştirilmesi ve iletişimin güçlendirilmesi gerekmektedir. Soydaşlarımız ile olan ilişkilerimizi geliştirip birbirimize daha da yakınlaşırsak soydaşlarımız da Türkiye Türkçesini öğrenirken daha az sorunla karşılaşacaktır. Yabancılar için hazırlanan Türkçe öğretimi programlarının öğrencilerin ana diline, (lehçesine desek daha doğru olur) yaşına ve eğitim seviyesine uygun olarak geliştirilmemesi, yukarıda sayılan değişkenlerin göz ardı edilmesi Türkçe öğretiminde sıkıntılar yaşanmasına sebep olmaktadır. Diğer yandan program ile birlikte geliştirilen materyallerin doğru olması ve eksiklerin olması problemeler daha da derinleştirmektedir. Türk kültürü ve milliyetçiliği bilinci taşımayan, işini sadece ekonomik girdiler için yapan eğitmenlerin de sayısının az olmadığını söylemeliyiz. Bu eğitmen ve akademisyenlerin Türk topluluklarından gelen soydaşlarımızla ne denli ortak bir kimlik taşıdığı da tartışılır bir noktadır.

Yabancılara Türkçe Eğitimi

Yabancılara Türkçe eğitimi noktasında Türk topluluklarından gelen öğrencilere ve söz konusu eğitim sürecine ne gibi müdahaleler yapılması gerektiğine dair az sonra sıralayacağımız maddelere gelmeden önce öğretim materyallerinin yanlış kullanımı konusunda söylemek istediklerimiz var.

Öğretim materyallerinde kaynaklanan temel sorunların en başında sistemli, düzenli, öğretim materyallerinin kullanılmaması gelmektedir. Şöyle ki aynı sınıfın dersinde birbiri ile alakası olmayan iki farklı materyalin kullanılması öğrencilerin bağlantı kurmasını engellemektedir. Ders materyalleri konusunda bir bütünlük olmalıdır. Öğrenci Türkçe öğretiminde belli bir seviyeye, belli bir olgunluğa eriştiğinde farklı kitap ve materyaller tavsiye edilebilir. Yabancılara Türkçe dersi veren öğretmenlerin en çok şikayet ettiği konulardan biri de kitapların güncellenmemesidir. Zira 2002- 2003 yıllarında basılan kitapların yıllar sonra aynı düzlemde okutulması söz konusudur. Bu konuya hassasiyet göstermek gerekir.

PEKİ, YABANCILARA TÜRKÇE EĞİTİMİ İÇİN NELER YAPMALIYIZ ? İŞTE KONUYLA İLGİLİ AKADEMİK GÖRÜŞLER !

  1. Asım Öksüz’ e göre:

konu hakkında hem kendi görüşlerini dile getirmiş hem de konuya vakıf akademisyenlerin fikirlerini beyan etmiştir. İşte o görüşler!Teknolojinin sürekli gelişmesi sonucunda birçok kelime türetilmektedir. Yabancı dillerdeki bu kelimeler aynen kabul edilmektedir. Bu kelimelerin Türkçesi belirlenmeli ancak tüm lehçelerce ortaklaşa belirlenmelidir. Böylece yavaş yavaş da olsa zengin bir ortak söz hazinesi oluşturulabilir.

2. Erol Barın’a göre öğretim öğrenci merkezli olmalı :

Dile öğretilirken toplumsal ihtiyaçlardan hareket edilmelidir. Yabancılara Türkçe dersi ilk etapta ihtiyaçları giderecek tipte olmalıdır. Şöyle ki , insanın odak noktası olduğu bir öğretim biçiminde öncelikle insanların birbirleriyle tanışması için gerekli olan kalıp sözler (Merhaba, Adınız ne? Nasılsınız? vb.) ve insanın organ adları ile birlikte en doğal ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan sözler (yemek, içmek, gitmek, kalkmak, ev, okul vb.) öncelikle öğretilmelidir. Bu aynı zamanda hayatilik ilkesi ile aynı paraleldedir.

3. Yine Erol Barın’a göre Türkiye Türkçesini öğreten görevli öğretmen aynı dilin lehçelerini konuşturduğumuzu hissettirebilmelidir:

Bu bilinci mutlaka vermelidir. Dersi dinleyen öğrenci soydaş olduğumuzun farkına varmalıdır. Ortak kültür değerlerimizi öne çıkarabilirse motivasyonu sağlayacak ve öğrencileri aktif hale getirecektir. Bu noktada “nevruz” gibi bir değerin gerçek bir coşkuyla anlatımı istenilen merakı bilinci ve motivasyonu sağlayacaktır.Okuma-anlamaya yönelik çalışmalarda edebi metinler yanında, gazete, dergi gibi günlük malzemelerdeki metinlere de yer verilmelidir.Konuşma-anlatma becerisine yönelik olarak televizyon, bilgisayar ve video gibi hem görsel, hem işitsel araç ve gereçlerden muhakkak faydalanılmalıdır. Bu şekilde öğrencilerin Türkiye Türkçesinin telaffuzunda yaşayacakları problemler en aza inecektir. Zira Türkçe için her ne kadar okunduğu gibi yazılan bir dil dense de yaşanan söyleyiş problemleri Orta Asya kökenli öğrenciler için de vakidir.

Erol Barın:

Yabancılara Türkçe dersi anlatırken yaşanılan en büyük problemlerden birinn de Türk Türk Dünyası Sözlüğü ihtiyacının giderilmemesi. Türk dünyasının ortaklaşa dil bilgisi kitabı basılmalı. Gramer ortaklığı olmalı, farklılıklar zenginlik olarak görülmeli.Türk dünyası terminoloji sözlüğü yayımlanmalı. Türk dünyasının ortaklaşa kullanabileceği yazım kılavuzu kitabı yayımlanmalı.Yine Erol Barın’a göre :”Türk Dünyası dillerinin özleştirilebileceğini savunanlar da vardır. Öz Türkçeci olarak adlandırılan bu grup dilde tasfiyeyi savunmakta ve Öz Türkçeye ulaştığımızda diğer Türk topluluklarıyla tıpkı Mete zamanında olduğu gibi anlaşabileceğimizi iddia etmektedirler. Ancak bu bir ütopyadan öteye geçmeyecektir.” Türkiye Türkçesinin yılmaz savunucularından olan merhum cennetmekan Azeri şair Bahtiyar Vahapzade, Türk milletlerinin kendi topraklarında lehçeleri ile konuşması gerektiğini ama ana iletişim unsurunun Türkiye Türkçesi olması gerektiğini savunmuştur.

4. TDK Başkanı Haluk Akalın da Ankara TÖMER’in düzenlediği bir program vesilesiyle yaptığı bir konuşmasında aşağıdaki noktalara dikkat çekmiştir.

a)Türk milletleri ,birbirinin edebi eserlerini okumalı, okutmalıdır. Okul kitaplarında her Türk lehçesinden parçalar özgün şekilleriyle ve o lehçeye aktarılmış şekilleriyle yer almalıdır. Mesela Şehriyar ve eserleri sadedir, anlaşılır bir şairdir Şehriyar. Şehriyar’ın mükemmel olgunluktaki sade Türkçe kalem aldığı şiirleri neden Türkiye’deki okullarda okutmuyoruz? Ya da Necip Fazıl, Yahya Kemal bir Orta Asya kökenli bir Türkün ne kadar dimağında? Ne yazık ki bu noktada eksiklerimiz var. Yapabileceklerimiz de çok fazla aslında. “ Türk dünyası ortak edebiyatının kaynak eserleri destanlar, masallar, ninniler, atasözleri her cumhuriyette ayrı ayrı yayımlanmalıdır. Bu edebi eserlerin bütün Türk dünyasının ortak ürünleri olduğu bilinci yaygınlaştırılmalıdır. Türk dünyası şair ve yazarlarının eserleri diğer lehçelerde de yayımlanmalıdır. Bu eserler ortak Türk alfabesiyle yayımlanmalı, sayfanın bir tarafında özgün metin karşısında ise aktarması bulunmalıdır. Yani kültür korunumu ve yakınlaşması sağlanmalıdır.

b)Türk cumhuriyetlerinin radyo ve televizyon yayınlarının Türk halkları tarafından izlenmesi sağlanmalıdır. Yayınlar Türk dili ile yapılmalıdır. Televizyonlarda Türk halklarının filmleri özgün şekilleriyle oynatılmalı, alt yazıda o ülkenin lehçesine aktarılmalıdır. 11. Türk dünyasındaki sanat ve kültür ilişkileri karşılıklı olarak geliştirilmeli, güçlendirilmelidir. Müzik, sinema, tiyatro gibi sanat türleri ortak iletişim dilinin gelişmesine yardımcı olacaktır.

c) Haluk Akalın ,Türk dünyasında her lehçede olan ortak kullanımları içeren kitapların hazırlanması gerektiğini de öne sürmüştür.
“ Türk lehçeleri için pratik günlük konuşma kitapları hazırlanmalıdır. Burada kullanılacak cümlelerde ortak kullanımlara ağırlık vermek gerekir. Bir lehçe için çok özel ifade yerine, her lehçede anlaşılabilecek genel kullanışlar tercih edilmelidir.

d)Kabilecilik, aşiretçilik gibi Türk dünyasını bölen düşüncelerden kaçınılmalıdır. Ağız özelliklerini yazı diline aksettirmekten uzak durmalıdır. Mümkün oldukça bütün Türk lehçelerindeki ortak şekiller kullanılmalıdır.

e) Türk halkları birbirleriyle iletişimlerinde kendi dillerinden başka bir dili, iletişim dili olarak kullanmamalıdır. Halklar arasındaki iletişimde Rusça veya İngilizce gibi çeşitli yabancı dillerin kullanılması ortak iletişim dilinin ve ortak yazı dilinin oluşmasını geciktirir, hatta engeller.

f) Türk halkları arasında iletişimi artıracak ve geliştirecek bir başka unsur ise internettir. İnternette Türk halklarının haberleşmesi için ortak alfabe uygulaması en kısa zamanda başlamalıdır. İnternette Türk halkları birbirleriyle ana dillerinde haberleşmeli ve internet kullanılacak ortak terimleri üretilmelidir. Türk Cumhuriyetlerinin Üniversitelerinin ve diğer kurumlarının internette açacağı sayfalar öncelikle ve mutlaka ana dille yazılmalıdır. Ana dildeki internet sayfalarının yabancı dillere de çevrilebilir. Türkiye’de başlatılan “İnternette Türkçeyi Yaygınlaştıralım” çalışmalarına Türk Cumhuriyetleri de katılmalıdır.

g) Türk halkları ortak iletişim dilinin oluşturulması için sürekli Türk Dil Kurultayları yeniden canlandırılmalı, her yıl bir Cumhuriyette yapılmalıdır. Kurultaylarda ortak iletişim dilinin oluşma şartları ele alınmalı, gelişmeler izlenmelidir. Bu kurultaylarda zaman içerisinde ortaya çıkabilecek durumlarla ilgili olarak ortak çözüm yolları yürürlüğe konulmalıdır. (Akalın’dan aktaran Özyürek,2009)

5. Fidan UĞUR – Nahide İrem AZİZOĞLU’nun konuyla ilgili fikirlerini de aşağıda aktarıyoruz:

  1. Dil öğretiminin bir bütün olduğu düşünüldüğünde, kelime öğretiminin diğer beceri alanlarından ayrı düşünülmesi asla olası değildir. Lakin temel becerilerdeki gelişimin sağlanması için sözcük bilgisinin geliştirilmesine yönelik özel çalışmalara da gereksinim söz konusudur. Bu nedenle çalışmada ortaya çıkan bağımsız sözcük öğretimi etkinliklerinin sayısı ve toplam etkinlik çeşitliliği düşünüldüğünde, etkinlik çeşitliliğinin arttırılması, çalışmalarda farklı teknikler kullanılması gerekmektedir.
  2. Düzeye uygun olarak, sözcüklerin faklı anlam özelliklerinin öğretimine yönelik çalışmalar artırılmalıdır. İlk seviyeye uygun kelimeleri ,orta düzeyde tekrar vermek eğitim ilkeleri açısından faydalı değildir.
  3. Görsellerden faydalanarak kelime öğretimi yapılırken poster, afiş, broşür gibi günlük yaşam ile bağlantılı görsel materyallere daha fazla yer verilmesi gerekir. Birden fazla duyu organına seslenen eğitim süreçleri her zaman daha etkindir.
  4. Kelimelerin anlam özellikleri öğretilirken, –özellikle konuşma becerisi açısından- ses ve bürün özelliklerinin öğretimi de dikkate alınmalıdır.
  5. Öğrencilerin ferdi öğrenmeleri açısından sözlük kullanımı mühimdir. Bu sebep ile etkinliklerde sözlük çalışmalarına yer verilmesi, Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi için seviyelere uygun sözlüklerin hazırlanması zaruridir.
  6. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi üzerine yapılan akademik çalışmalar dikkate alınarak, kitaplardaki sözcük öğretimi için daha akademik bir düzenlemeye gidilmeli, kitaplara ek materyaller hazırlanmalıdır.
  7. Etkinliklerin ve etkinlik içinde kullanılacak tekniklerin daha doğru seçilebilmesi için, seviyelere göre yapılacak ihtiyaç analizine göre belirlenen sözcükler doğrultusunda çalışmalar yapılmalıdır. Kurumlar arası işbirliği ile bir proje kapsamında hazırlanacak bir Türkçe derslerinin bu ihtiyaca cevap verebileceği düşünülmektedir.

YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE KULLANILABİLECEK KAYNAK KİTAPLAR

  • Yedi İklim Türkçe (Yunus Emre Enstitüsü)
  • İstanbul Türkçe Seti (İstanbul Üniversitesi)
  • Gazi Üniversitesi Türkçe Eğitim Seti
  • Yabancı Dil Olarak Türkçe (Akçağ Yayınları)
  • Yabancı Dil Olarak Türkçe (Pegem Yayınları)
  • Yabancılara Türkçe Öğretimi (Grafik Yayınları)
  • Yabancılara Türkçe Öğretimi-Politika (Anı Yayınları)
  • Oyun ve Etkinliklerle Türkçe (Uğur Kılıç)
  • Yabancı Dil Öğretiminde Materyal (Anı Yayınları)
  • Türkçe Öğretiminde Öğrt. Teknojileri ve Materyal Tasarımı (Pegem)
  • Oyun ve Etkinliklerle Türkçe (Nobel Yayınları)
  • Yabancılara Türkçe Öğretim Kılavuzu Temel Seviye (Nobel)
  • Dokuz Eylül Üniv. Türkçe Eğitim Seti
  • Yabancılara Pratik Türkçe Dersleri (Doruk Yayıncılık)
  • Yabancılara Türkçe Öğretimi için Ölçme ve Değerlendirme Soruları (Pegem)
  • İpekyolu Yabancılar  İçin Türkçe
  • Hitit Serisi

Bilişsel Akademi olarak Yabancılara Türkçe dersi verme noktasında köklü bir eğitim kurumu olduğumuzu iddia ediyoruz. Alanında uzman , kaynak kitap yazarı eğitmenlerimiz ile sizler ile başarıya ulaşacağız.

Yabancılar için Türkçe kurslarımız için bilgi almak istiyorsanız linki tıklayın:

Yabancılar için Türkçe Kursu

Yasal Uyarı

Bu sitede yayınlanan her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, ticari marka ve her tür fikri mülkiyet hakkı , ilgili markalara aittir.  Yalnızca sahipleri tarafından ve sahiplerinin izni ile kullanılmaktadır. Telif hakları kapsamındadır. Link vermeden hiçbir içerik paylaşılamaz.

Bilişsel Akademi

Bir Cevap Yazın